• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Menüsü
Site Haritası
ÇOCUKLAR VE OYUNCAKLAR

ARAV OYUNCAKLARI

ARAV’DAN ALTIN’A
TÜRK OYUNCAK SANAYİİNİN ÖNCÜ HİKÂYESİ
Türkiye’nin sanayileşme arkeolojisi incelendiğinde, makro anlatıların gölgesinde kalmış, ancak toplumsal hafızada derin izler bırakmış mikro girişimlerin değeri gün yüzüne çıkar. Bu bağlamda, Davit Arav’ın 19. yüzyılın sonunda Ankara’da başlayan ve kıtalar arası bir hareketlilikle beslenen yaşam öyküsü, yalnızca bir biyografi değil; Türk oyuncak sanayiinin genetik kodlarını oluşturan bir girişimcilik manifestosudur. Romanya ve İstanbul hattında mekik dokuyan bu çok katmanlı hayat, Arav’ın ticari zekâsını kozmopolit bir vizyonla harmanlamıştır.
Tophane’de Bir Tesadüf: Maddenin Hayale Dönüşümü
Birinci Dünya Savaşı’nın yorgun İstanbul’una kesin dönüş yapan Arav’ın oyuncakla tanışması, adeta bir ontolojik keşiftir. Tophane’de kiraladığı evin bir köşesinde unutulmuş basit bir el presi, birkaç paslı kalıp ve atıl teneke parçaları; bir zanaatkârın dokunuşuyla önce geçim kaynağına, ardından bir üretim kültürüne evrilmiştir. Bu ev içi üretim safhası, sanayi tarihimizin “proto-endüstriyel” dönemi olarak okunabilir. El emeğinin mutlak hâkim olduğu bu ilk ürünlerin, dönemin seçkin mağazalarında yarattığı talep dalgası, 1918-1919 yıllarında Tophane’de kurulan atölyenin de müjdecisi olmuştur.
Zanaatkârın Parmak İzleri ve Teknik Estetik
Arav üretimini özgün kılan unsur, üretimin her aşamasında hissedilen “insan eli” faktörüdür. Teneke levhaların cerrahi bir titizlikle kesilmesi, parçaların lehimle mühürlenmesi ve pistole boyama tekniğiyle verilen o canlı ruh; seri üretimin ruhsuzluğuna karşı zanaatkârlığın estetik direnişidir. Bu süreçte kızı Jüliet Arav, işletmenin yalnızca varisi değil, mutfağındaki en dinamik figür olarak kadın emeğinin sanayideki erken dönem temsilcilerinden biri olmuştur.
1930’lu yılların kısıtlı ikliminde İzmir Fuarı ile ulusal vitrine çıkan marka, asıl büyük sınavını II. Dünya Savaşı’nın yarattığı “yokluk estetiği” ile vermiştir. Hammadde tedarikindeki imkânsızlıklar, eski petrol ürünleri ve peynir tenekelerinin geri dönüştürülerek oyuncağa dönüştürülmesiyle aşılmış; bu zorunlu yaratıcılık, Türk sanayi tarihine “hammadde esnekliği” olarak kaydedilmiştir.
Reklam kartında üretiminin yapıldığı ürünler şöyle sıralanır: Otomobil, tramvay, uçak, yarış arabası, kova ve kürekler. (Günümüze ulaşan 3 oyuncağı bilinmektedir: Uçak, Tramvay ve Yarış Arabası)

Çetin ÖZBEY