
Bir antikacı 1990’lı yıllarda Van’da bir uzay aracı modeli bulur ve soluğu müzede alır. Van Müzesi, eseri İstanbul Arkeoloji Müzesine gönderir. İlk bakışta arkeolojik bir buluntu olduğu izlenimi veren yapıtın Urartu medeniyetine ait olduğu ve yaklaşık 3000 yıl önce yapıldığı fikrine varılır. Araçta kullanılan roket tahrik sistemi ve pilotun giysisi, günümüzde kullanılanlarla neredeyse aynı. Üst düzey bir teknoloji gibi görünür. Haber, önce Türkiye’de yayın yapan “Bilinmeyen” adlı dergide yayınlanır, ardında dünya basınına düşer ve bilim dünyasını derin bir heyecan sarar. Dünyada çok sayıda gazete ve Televizyona konu olan bu heykeli dünyada ilk olarak İngiliz Fortean Times dergisi 1993 yılında yayınlar. 1994 yılında Alman dergisi ‘Magazin 2000’ takip eder. ‘Magazin 2000’in rakip yayın kuruluşu ‘G.A.R.L.’ de bu olaydan sonra İstanbul’a editörünü gönderir. O da araştırmaları sonucunda ulaştığı bilgileri okurlarıyla paylaşır. Ama hemen hemen her araştırmada ortaya çıkan ve Batı kamuoyuna yansıyan bilgiler şu şekildeydi: “İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde saklanan uzay gemisinin, şimdi Toprakkale olarak bilinen eski Tuşpa şehrinde 1975’te yapılan olağan kazılarda bulunmuş, Ancak bu sıradışı nesne, şimdi İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir; sergilenmemektedir.”
Derin bir inceleme sonucunda ürünün en fazla 25 yıllık olduğu ve mermer tozu ile alçı benzeri bir madde kullanılarak yapıldığı ifade edilir. Ancak bu açıklama kimseyi tatmin etmez. Onlarca komplo teorisi ortaya atılır.
Almanya’da yaşayan Azeri kökenli ve Yahudi Sümerolog Zekeriya Sitcin İstanbul’a gelir ve Arkeoloji Müzesi Müdürü Dr. Alpay Pasinli ile görüşür.
Pasinli heykelin sahte olduğunda ısrarcı olur ve plastik bir oyuncak kalıbına dökülmüş olabileceğini söyler. Ancak oyuncak bulunmaz.
Zekeriya Sitcin ısrarla heykeli görmek istediği belirtir. Kapalı kutudan çıkarıp getirirler. Zekeriya Sitcin heykelin gerçek olduğu yönündeki iddiasında ısrar eder.
Zekeriya Sitcin müzeden ayrılırken, “Elinizde Giza Piramitlerinden DAHA değerli bir ESER var, bunu görmek için yüz binlerce insan İstanbul’a gelir, siz saklıyorsunuz, der. Bunun üzerine Müze müdürü eseri müzede sergilemeye başlar. Sonraki yıllarda yerine yeni müdür atanır ve eseri depoya kaldırır.
Son günlerde 1970’lı yıllardan kaldığı tahmin edilen bir depo’da bulunan üfleme oyuncakların içinde, bu uzay aracının bire bir aynı görsel detay ve ölçülerde (22x8x7 cm) oyuncağı çıktı. 70’lı yıllarda bir kişi, oyuncağın alt kısmını kesip alçı benzeri bir karışım dökerek bu ürünü elde etmiştir. Yıllar içinde ürünün kafası kopmuş ve bazı detaylar silinmiştir. Ancak kesin olan o ki, Urartulara ait olduğu iddia edilen eserin bu oyuncağa ait olduğu gerçeğidir. Ve o oyuncak Türkiye’deki bilinen tek örnek olarak şimdi müzemizde.
ÇETİN ÖZBEY