UFUK OYUNCAK
Süleymaniye’den Tarihe Uzanan Bir Markanın Sicili
Türk oyuncak sanayiinin 1980’li yıllardaki en dikkate değer girişimlerinden biri olan Ufuk Oyuncak Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, 1983 yılının Eylül ayında İstanbul’un ticari kalbi sayılan Eminönü’nde hayat bulmuştur. Şirketin resmi kuruluşu, 9 Eylül 1983 tarihinde İstanbul 4. Noterliği’nce tescil edilen ana sözleşme ile gerçekleşmiş; üretim merkezi olarak ise Süleymaniye, Nezihbey İş Hanı No: 13/3 adresi belirlenmiştir.
Kuruluş ve İlk Ortaklık Yapısı
Şirketin temelleri üç kurucu ortak tarafından atılmıştır: Lütfü Mumay, Hikmet Özen ve Ethem Akkuş. İlk kuruluş döneminde sermaye ve idari yapı bu üç isim arasında bölüştürülmüş, imza yetkileri ve sorumluluklar ortak bir zeminde toplanmıştır. Şirketin ana sözleşmesinde faaliyet alanı; “bilumum oyuncak türleri imalatı, alımı, satımı ve pazarlaması” olarak en geniş çerçeveden tanımlanmıştır.
Ethem Akkuş Dönemi ve Münferit Yetki
Şirketin operasyonel tarihindeki en kritik dönüm noktalarından biri 1980’lerin ortasında yaşanmıştır. 28 Şubat 1986 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararıyla, kurucu ortaklardan Ethem Akkuş, şirket müdürlüğüne getirilmiş ve kendisine şirketi “münferiden” (tek başına) temsil ve ilzam etme yetkisi verilmiştir. Bu yetki genişletilmesi, Ethem Akkuş’un imalat sürecinde ve ticari kararlarda tek belirleyici güç haline geldiği, markanın piyasada en aktif olduğu dönemi temsil etmektedir.
Mumay Ailesi’ne Devir ve Kurumsallaşma
1988 yılına gelindiğinde, Ufuk Oyuncak’ın ortaklık yapısında köklü bir değişim yaşanmıştır. 22 Ocak 1988 tarihinde yapılan hisse devri sözleşmeleriyle, Hikmet Özen ve Ethem Akkuş şirketteki tüm haklarını devrederek ayrılmışlardır. Bu devirle birlikte şirket, tamamen bir aile teşebbüsü niteliği kazanarak Mumay Ailesi’nin (Lütfü Mumay, Ayhan Mumay ve İrfan Mumay) kontrolüne geçmiştir. Bu yeni dönemde yönetimde genç kuşağın temsili artmış, Ayhan Mumay ve İrfan Mumay şirketin idari kademelerinde aktif rol üstlenmişlerdir.
Vedanın Eşiği: Tasfiye ve Kapanış
Türkiye’deki oyuncak pazarının yapısal değişikliğe uğradığı 90’lı yılların başında, Ufuk Oyuncak da ticari ömrünü tamamlama kararı almıştır. Şirket, 31 Aralık 1990 tarihi itibarıyla resmi tasfiye sürecine girmiş; tasfiye memurluğu görevini ise İrfan Mumay yürütmüştür.
Yaklaşık bir yıl süren tasfiye işlemlerinin ardından, 31 Aralık 1991 tarihi itibarıyla Ufuk Oyuncak Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi resmen kapatılmıştır. Şirketin tüm ticari defterleri ve kayıtları İrfan Mumay’ın uhdesinde bırakılarak, borçsuz ve aktif-pasif dengesi sıfırlanmış bir şekilde ticaret sicilinden silinmiştir.
Kayıp Kimlikler: Ufuk Markasının Görünmez Mirası
Yaklaşık sekiz yıl süren ticari ömrü boyunca Ufuk Oyuncak, yönetim ve ortaklık yapısında üç kez köklü değişikliğe gitmiştir. Kısa sayılacak bu zaman zarfında yaşanan idari dalgalanmalar, aslında sektördeki taşların yerinden oynadığının ve işlerin Çin istilası karşısında pek de yolunda gitmediğinin bir işareti kabul edilebilir. Nitekim günümüze dek, üzerinde “Ufuk” mührünü taşıyan efsanevi Bugatti dışında, markaya ait başka bir oyuncağa rastlanmamış olması bu tezi güçlendirmektedir.
Bu durum, Ufuk’un diğer üretim kalemlerinin muhtemelen plastik olduğunu ve bu materyal üzerine marka işlenmediğini düşündürmektedir. Dönemin pazar pratiğine bakıldığında; birkaç köklü dev firma dışında, plastik oyuncak üreticilerinin markalarını doğrudan ürünün gövdesine işlemek yerine, kolayca düşebilen sticker’lar veya poşet ağzındaki kağıt etiketleri tercih ettikleri görülür. Dolayısıyla o poşet açılıp etiket atıldıktan veya yapışkan kağıt düştükten sonra, oyuncak artık ismi silinmiş, kimliksiz ve aidiyetsiz bir hüviyete bürünür.
Araştırmalarım sonucunda ulaştığım veriler, bu “kimliksizleşme” sorununun boyutlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. 1940-1990 yılları arasında ticaret odalarına kayıtlı yaklaşık 1000 oyuncak firması kurulmuş olmasına rağmen, bugün envanterimizde ancak 400 civarında firmaya ait somut bir oyuncağa yer verebiliyoruz. Üstelik bu firmaların büyük bir kısmının sadece bir veya iki adet oyuncağına ulaşılabilmiştir. Bu istatistik, markanın oyuncağa kalıcı bir şekilde işlenmemesi gerçeğini acı bir şekilde ispatlamaktadır.
İşte Ufuk markasının Bugatti dışındaki diğer eserlerine neden ulaşamadığımızın sırrı da burada gizlidir: Tenekeye kazınan mühür zamana direnmiş, plastiğe yapıştırılan etiket ise tarihin rüzgarıyla savrulup gitmiştir.
Belgelerde İrfan Mumay, Ufuk Oyuncak firmasının son dönem ortaklarından biri olarak öne çıkmaktadır. Babası Lütfü Mumay ile birlikte şirketin faaliyetlerini bir süre yürüttüğü anlaşılmaktadır. Firmanın kapanmasının ardından “Ufuk Çanta” adıyla yeni bir şirket kurulduğuna dair bilgiler mevcuttur. 2022 yılında Lütfü Mumay’ın vefatından sonra ticari faaliyetlerin tamamı İrfan Mumay’a geçmiştir.
Kendisiyle yapılan görüşmede, Bugatti ve Altın Oyuncak firmalarına dair herhangi bir anı ya da bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir.
Bu noktada üzerinde durulması gereken çarpıcı bir husus mevcuttur: İrfan Mumay’ın, firmanın kapanış sürecinde yaklaşık otuz yaşında—yani bir profesyonelin üretim süreçlerine en hâkim olacağı yaşta—olmasına rağmen, döneme dair belleğinin neredeyse tamamen boş olması düşündürücüdür. Firmanın üretim çeşitliliği, kullanılan materyalin niteliği (teneke veya plastik ayrımı gibi) ve piyasadaki konumu gibi en temel sektörel verilerin dahi yanıtsız kalması, kurumsal hafızanın kopukluğunu gözler önüne sermektedir.
Bu mutlak hatırlayamama durumu; ya söz konusu şahsın işletme mekanizmasıyla olan organik bağının sanılandan çok daha zayıf olduğunu ya da Türkiye’deki pek çok aile şirketinde görülen ‘geçmişi muhafaza etme bilincinin’ eksikliğini teyit eder niteliktedir. Hafızadaki bu boşluğu sadece bir zaman aşımıyla açıklamak, otuz yaşındaki bir aktörün tanıklığı söz konusu olduğunda rasyonel bir zemin bulmakta zorlanmaktadır.
ÇETİN ÖZBEY