İstanbul’un eski oyuncak hafızasında, tenekenin soğuk yüzüne hayat üfleyen ustalardan biri olarak Mesut Turan adı, zarif bir iz bırakır. Onun ellerinde şekillenen Afacan Oyuncakları, yalnızca bir üretim hikâyesi değil; aynı zamanda dönemin çocuk dünyasına açılan renkli bir penceredir.
Eyüp’teki mütevazı atölyesinde doğan bu oyuncaklar, kısa sürede Pera’nın hareketli vitrinlerine, özellikle de Japon Pazarı tezgâhlarına ulaşarak şehrin farklı köşelerinden gelen çocukların hayallerine karışır. Tenekeden yapılmış o meşhur keman, yalnızca bir oyuncak değil; sesin, hareketin ve zanaatin birleştiği küçük bir mucize gibidir.
1970’li yıllarda üretiminin doruğuna ulaşan Afacan Oyuncakları, mekanik kurgu ile hayal gücünü ustaca buluşturur. Kurmalı lunapark sahnelerinde dönen sandalyeler, üzerlerinde taşıdıkları minik ayıcıklarla birlikte adeta neşeyi çoğaltır. Her dönüş, çocukların kahkahasına eşlik eden görünmez bir ritim gibidir. Uçak serisi ise gökyüzünü yere indirir; kırmızı, sarı, mavi ve siyahın canlı uyumu, hareket eden her parçada ayrı bir hikâye anlatır.
Bu oyuncakları asıl özel kılan ise üretim tekniğindeki inceliktir. Dönemin yaygın litografi baskısının aksine, Afacan Oyuncakları’nda desenler kalıplarla ve ustanın doğrudan müdahalesiyle şekillenir. Her parça, seri üretimin tekdüzeliğinden uzak, el emeğinin izini taşıyan bir karakter kazanır.
Bugün hâlâ koleksiyonlarda ve eski sandıklarda karşımıza çıkan bu oyuncaklar, yalnızca bir dönemin değil; aynı zamanda sabrın, ustalığın ve çocukluk neşesinin de sessiz tanıklarıdır. Afacan Oyuncakları, geçmişin içtenliğini bugüne taşıyan, zamana direnen küçük ama kıymetli hatıralar olarak varlığını sürdürmektedir.
ÇETİN ÖZBEY