• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Site Menüsü
Site Haritası
ÇOCUKLAR VE OYUNCAKLAR

ÇAKAR OYUNCAKLARI

ÇAKAR OYUNCAKLARI’NIN ENDÜSTRIYEL MIRASI
Tenekenin Ve Umudun Zanaatkâri
Bozkırdan Payitahtın Tezgâhlarına: İlk Adımlar ve Zanaat Dayanışması
Aslen Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinden ve Ermeni kökenli olan Artin Çakar, 1943 yılında vatani görevini tamamlamasının ardından, geleceğini inşa etmek üzere İstanbul’un yolunu tutar. Bu devasa şehirde tutunması, İstanbul’un kadim zanaat kültürünün sergilediği o meşhur lonca tipi dayanışma sayesinde olur. Çakar, sektörde “Barvir” adıyla maruf olan Baruyr Usta’nın rahle-i tedrisinden geçer. Bu usta-çırak ilişkisinden doğan ilk meyveler, tenekenin tınısıyla hayat bulan oyuncak kemanlardır. Çakar, ustasının sanatkârlığındaki kusursuzluğu her zaman sitayişle anacak; bu disiplin, Çakar Oyuncakları’nın ilerideki kalite standardının temelini oluşturacaktır.
Ahşaptan Tenekeye: Üretimde Çeşitlilik ve “Çakar Tombala”
1950’li yıllara gelindiğinde Artin Çakar’ın ticari kimliği artık “Oyuncakçı” unvanıyla perçinlenmiştir. Oğlu Papker Çakar’ın tanıklığına göre, bu serüven karo işçiliği ve tombala üretimiyle başlamıştır. Ancak Çakar’ın vizyonu karton kutularla sınırlı kalmaz; jip, kamyon ve at gibi ahşap figürlerle oyun dünyasını zenginleştirir. Özellikle “Çakar Tombala”, markanın kolektif hafızada yer eden ilk büyük imzası ve ticari sürdürülebilirliğinin anahtarı olur.
Çok Kültürlü Bir Sanayi Simbiyozu: Kazez ve Çakar İş Birliği
Çakar’ın üretim kapasitesindeki asıl kırılma noktası, Türkiye’nin erken dönem oyuncak ithalatçılarından Oskar Yasef Kazez ile olan kader birliğidir. Kazez, Artin Çakar’daki potansiyeli ve dürüstlüğü bir sermaye olarak kabul ederek, ona tombala kalıplarını emanet eder. Çakar’ın kendi sözleriyle; “Param yok” diyen bir zanaatkâra, “Boş kutuları doldur, kalıplar senin olsun” diyen bir Musevi tüccarın bu desteği, Cumhuriyet dönemi yerli sanayiinin çok kültürlü ve güvene dayalı kredi (itibar) yapısının en zarif örneğidir.
Artin Çakar, kardeşi Avadis Çakar ile el ele vererek üretimi çeşitlendirir. Ancak onun asıl teknik mirası, Türkiye’nin ilk fonksiyonel oyuncaklarından olan “mum ile çalışan su motorları” ve devasa teneke topaçlardır. Isı enerjisinin mekanik harekete dönüştüğü bu küçük motorlar, döneminin teknolojik harikası olarak çocuk dünyasında bilimsel bir merak uyandırmıştır. Bu üretimler, 28 Eylül 1963’te İstanbul Ticaret Sicili’ne yapılan resmi tescil ile hukuki bir kimlik kazanarak, Şişhane ve Galata’nın tozlu atölyelerinden ulusal bir markaya dönüşmüştür.
Tarihsel Epilog: Bir Devrin Resmi Vedası
Bekir Onur’un saha araştırmalarıyla literatüre kazandırdığı bu veriler, Çakar’ın kısıtlı imkânlarla yerli üretimin teknik temellerini atan bir öncü olduğunu kanıtlar. Ancak her sanayi hikâyesi gibi bu serüven de zamanın ruhuna boyun eğmiştir. 2013 yılına gelindiğinde, ticaret sicilinden “resen silinen” kayıtlar, bir aile geleneğinin ve el emeğine dayalı sanayi modelinin resmi kapanış parantezi olmuştur. Yozgat’ta başlayan bu miras, bugün Türkiye’nin oyuncak tarihinin en “sesli” ve en “renkli” köşe taşlarından biri olarak koleksiyonlarda yaşamaya devam etmektedir.
Çakar’ın ticari serüveni, 2013 yılında yalnızca biyolojik bir sonla değil, hukuki bir sessizlikle de mühürlenmiştir. Ticaret Sicili’nin 51. maddesi uyarınca yapılan ‘resen silinme’ işlemi, varislerin başvurusuna bile gerek kalmadan, zamanın ve bürokrasinin bir devri resmen kapattığının ilanıdır. Bu tarih, bir üretim idealinin kağıt üzerindeki son izinin de silinişidir.”

ÇETİN ÖZBEY