SUTEKS’IN YANKILI HIKÂYESI
Vinilin Nefes Aldiği Sokaklar
Bazı sesler vardır, duyulduğu an insanı zamanın tozlu raflarından çekip çocukluğun o sıcak, plastik kokulu iklimine bırakıverir. Bir vinil bebeğin karnına bastığınızda çıkan o ince “düdük” sesi, 70’li ve 80’li yılların Türkiye’sinde sadece bir oyuncağın nefesi değil; imkânsızlıklar içinde imkân yaratan yerli sanayinin de kalp atışıydı.
Suteks’in serüveni, aslında kurumsal dosyalardan çok önce, bir ustanın ellerinde, Mustafa Kadri Savaş’ın kurduğu bir şahıs firmasıyla başladı. İlk üretici olarak M. Kadri Savaş, o dönemin kısıtlı hammadde dünyasında bir vizyon inşa etmiş; evlerin başköşesine kurulacak o ilk bebeklerin temellerini atmıştı. Bu mütevazı başlangıç, zamanla büyüyen bir heyecana dönüştü ve 5 Mart 1975’te Ali Muzaffer Sezgin ve Cengiz Sezgin’in de katılımıyla kolektif bir ruh kazandı. Artık Zincirlikuyu’daki o atölye, çok ortaklı bir yapının enerjisiyle çocukların dünyasına daha gür bir sesle sesleniyordu. Aslında ilk başlarda oyuncak dışında ürünler yapmışlar. Fatoş için fason bebek yapma işi alıyorlar. Bir süre sorunsuz çalışıyorlar. Ne oluyorsa bu dönemde oluyor. Ya fatoş’la sorun yaşayıp tepki olarak bebek işine giriyorlar veya bebek işine girdikleri için Fatoş ile araları açılıyor. Bilinen gerçek şu ki, o süreçte Fatoş ile aralarının bozulmuş olması gereçeğidir.
1986 yılına gelindiğinde ise bayrak bir kez daha el değiştirmiş; Sait Tunç’un vizyonuyla şirket, Suteks Su Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. çatısı altında daha geniş ufuklara yelken açmıştı. Karaköy Necatibey Caddesi’ndeki yeni merkezinde Sait Tunç, Aytun Ersoy ve Süleyman Sırrı Kolbaşı ile kurulan bu güçlü ortaklık, şirketin sadece denizlere değil, oyun dünyasının derinliklerine de kök saldığı yılların belgesiydi.
Suteks’in dünyası sadece o meşhur vinil bebeklerle sınırlı kalmadı. Firma, çocukların hayallerini geniş bir yelpazede kucaklıyordu: Yumuşacık peluşlar, titizlikle dikilmiş bez bebekler ve her biri ayrı bir karakter taşıyan plastik bebekler... Hatta bu bebeklerin gezintiye çıkarıldığı, bugün nostalji vitrinlerini süsleyen o meşhur oyuncak bebek arabaları da yine Suteks’in tezgahlarından süzülüp gelmişti. Bu çeşitlilik, bir devrin kısıtlı imkânlarına rağmen her sınıftan çocuğun ruhuna dokunmak için verilen büyük bir emeğin nişanesiydi.
Ancak ticaretin çarkları, oyuncakların renkli dünyası kadar masum değildi. 1980’lerin sonunda Uzak Doğu’dan esen sert ithalat rüzgarları, Karaköy’deki o köklü yapıyı sarsmaya başladı. Ticaret Sicil Gazetesi’nin sararmış sayfalarına düşen notlar, bize bir başarı hikâyesinin yanı sıra, hazin bir çözülmenin de kronolojisini sunar. 1990’larda unvanına “ayakkabıcılığı” da ekleyen firma, 1991’deki sancılı hisse devirleri ve 1994’teki mahkeme kararlarıyla bir devrin kapanışını mühürledi. Sutaks’ın hikâyesi sadece kurucularıyla sınırlı kalmadı; yıllar içinde Süleyman Sırrı Kolbaşı, Aytun Ersoy ve Ender Dilmen gibi isimlerin yönetimindeki değişimlerle şekillendi. 1990’lara doğru gidilen yolda, Mehmet İlker İş ve Ömer Muhip İşmen gibi ortakların hisse devirleri, şirketin kaderini Ertuğrul Umur gibi yeni isimlere teslim etti. Bu isimlerin her biri, Ticaret Sicil Gazetesi’nin soğuk satırlarında, bir dönemin sanayi devinin nasıl el değiştirdiğinin ve sonunda mahkeme koridorlarında nasıl bir tescil mücadelesine dönüştüğünün tanıkları oldular.
Bugün geriye dönüp baktığımızda; M. Kadri Savaş’ın o ilk heyecanından Sait Tunç ve ortaklarının kurumsal hamlelerine kadar Suteks, Türkiye oyuncak tarihinin en dokunaklı sayfalarından biridir. Bir koleksiyonerin elinde hâlâ aynı iştahla ses çıkaran bir vinil bebek, aslında sadece plastik bir obje değil; bir dönemin üretim ruhunu, hayal gücünü ve çocukluğa adanmış bir ömrü hatırlatmaktadır.
ÇETİN ÖZBEY