Merih Oyuncakları, oyuncak tarihinin sisler ardında kalmış, izleri silik ama etkisi hissedilir “hayalet” üreticilerinden biridir. Varlığı, birkaç nadir örnek üzerinden sezilir; fakat kim tarafından kurulduğu, nerede üretim yaptığı ya da ne kadar süre faaliyet gösterdiği hâlâ kesinlik kazanmış değildir. Resmî kayıtlarda yapılan titiz araştırmaların dahi bu sessizliğe çare olamaması, Merih’i daha da gizemli kılar.
Bugüne dek yalnızca üç oyuncağı gün yüzüne çıkabilmiştir: bir kum kovası, bir borazan ve bir davul. Sayıca son derece sınırlı olan bu üretim, firmanın ya kısa ömürlü olduğuna ya da çok dar bir üretim hacmiyle çalıştığına işaret eder. Elde edilen veriler, Merih Oyuncakları’nın büyük olasılıkla 1950’li yılların Türkiye’sinde üretim yaptığını düşündürmektedir.
Bu oyuncaklar incelendiğinde, üzerlerindeki baskıların başka hiçbir örnekle örtüşmemesi dikkat çeker. Ne yerli üretimlerde ne de yabancı oyuncaklarda benzer kompozisyonlara rastlanır. Bu durum, Merih’in hazır kalıpları ya da yaygın görsel şablonları taklit etmek yerine, kendi estetik dilini kuran özgün bir üretici olduğunu düşündürür.
Litografik baskının yüzeyde kurduğu renkli dünya, yalnızca bir süsleme değil, adeta bir anlatıdır. Renklerin uyumu, figürlerin yerleşimi ve kompozisyonun dengesi, ustalıkla kurgulanmıştır. Tenekenin soğuk ve sert yüzeyi, bu baskılarla birlikte sıcak, canlı ve neredeyse hikâye anlatan bir yüzeye dönüşür. Bu yönüyle Merih oyuncakları için, “resmin teneke ile buluşmasının en zarif hâli” demek abartı olmayacaktır.
Kısacası Merih Oyuncakları, hakkında az şey bilinen; fakat eldeki birkaç örnekle bile estetik gücünü açıkça hissettiren, sessiz ama derin izler bırakan bir üreticidir. Bugün bu oyuncaklara rastlamak neredeyse bir tesadüf, onları anlamak ise sabır ve dikkat isteyen bir keşif yolculuğudur.
ÇETİN ÖZBEY