Sabuncu Han’ın Sessiz Oyuncakçısı: Bir Devrin İmzası
İstanbul’un ticaret hafızasında, fırtınalı bir denizin durgun kıyısı gibi durur Sabuncu Han No: 18. Hikaye, 1957 yılının sonbaharında, sararmış bir sicil gazetesinin köşesinde başlar. Spiro Giokas, o güne dek taşıdığı unvanındaki o tek harfi, o sessiz “V”yi bir kenara bırakır. Belki de ömrünün son demlerine yaklaştığını hissetmiş, adını en yalın haliyle tarihe not düşmek istemiştir: Sadece Spiro Giokas.
Resmi kayıtların soğuk dili, onun oyuncakçılığa ölmeden sadece bir yıl önce başladığını, o güne dek bakkaliye ile iştigal ettiğini söyler. Oysa Sabuncu Han’ın taş duvarlarına sorulsa, Spiro’nun ellerinin çok daha önceden ahşap atlara, rengarenk bilyelere ve çocuk gülüşlerine değdiği fısıldanacaktır. Bürokrasi, hayatı hep geriden takip eder; Spiro’nun kalbi çoktan bir oyuncakçı dükkânı gibi çarparken, mürekkep bu gerçeği ancak 20 Kasım 1957’de itiraf eder. Öncesinde ülkenin en büyük toptancısı olarak hatıralardaki yerini alır. Üretici ile satıcı arasında köprü görevi görmüştür. 1930’larda başlayan oyuncak toptancılığı ölümüne dek devam eder. Adı oyuncakla ödeşleşmiş biri ikondur Spiro ve onun Kadim dostu, ortağı Niko... İlk meslekleri kasapmış. Ansızın kendilerini oyuncağın içinde bulurlar.
İşte kader, bu yeni başlangıca pek vakit tanımaz. Beklenmeyen, davetsiz ve ani bir ölüm; Spiro’yu dükkânındaki rafların arasından alıp götürür. 22 Mayıs 1958’de, bir devrin kapandığı ilan edilir; sicil numarası 3377 olan o eski defter, varislerinin titrek imzalarıyla kapatılır.
Ancak bazı isimler, sadece toprağa değil, şehrin ticari ruhuna da kazınmıştır. Spiro’nun mirasını devralan Kornilya Giokas ve sadık ortağı Nikoli Mihailidis, sadece on gün sonra, Haziran sıcağında yeniden bir araya gelirler. Kurdukları yeni şirkete Spiro’nun adını verirken, aslında bir hatırayı yaşatmanın sözünü verirler. Hatta o kadar bağlıdırlar ki geçmişe, eski sicil numarası olan 3377’yi, sanki Spiro’nun ruhu dükkânda dolaşmaya devam etsin diye geri isterler.
Yıllar, Sabuncu Han’ın merdivenlerini aşındırırken hikayeye yeni sesler eklenir. 1967’de Olunbiya Aleksiyadis bu küçük ama dirençli dünyaya ortak olur. Şirket büyür, sermaye artar, isimler değişir ama o dükkânın kokusu değişmez. Spiro’nun “halefi” sıfatını onurla taşıyan Nikoli Mihailidis, tam yirmi yedi yıl boyunca bu emaneti omuzlarında taşır.
Ve nihayet, takvimler 1985’i gösterdiğinde, hikayenin ikinci büyük aktörü Nikoli de sessizce sahneden çekilir. Onun ölümüyle, Sabuncu Han’ın 18 numaralı odasındaki o son mum da söner. Varisler toplanır, “birbirimizin zimmetinden ibrayız” derler; alacak yoktur, verecek yoktur... Sadece anılar kalmıştır.
19 Kasım 1992’de atılan o son mühürle, Spiro Giokas’ın kasaplıktan oyuncakçılığa, vefattan halefliğe uzanan serüveni resmi olarak nihayete erer. Bugün o dükkândan geriye kalan, sadece sararmış bir mal beyanı ve “Firmamızın hiçbir borcu yoktur” cümlesindeki o vakur esnaf gururudur. Oyuncakçılar dünyasındaki adıyla Niko, koleksiyon yapan bir oyuncak sevdalısı... Yerli yabancı binlerce oyuncak biriktirir. Öldükten sonra kızkardeşleri ilgiz kaldıkları için dükkanı talan edilir. Para olarak görülen oyuncaklar yok pahasına satılır, gerisi hurdacılara verilir. Hazin bir son, acı birer hatıra...
ÇETİN ÖZBEY