SABUNCU HAN’DAN MERCAN’A
ÜNSÜ VE SANAYİLEŞME HAMLESİ
1970’li yılların sonu, Göksel ailesi için sadece bir adres değişikliği değil, aynı zamanda bir kabuk değişimiydi. 1978 yılına gelindiğinde, Musa Kâzım Bey’in mirası olan “Halefleri” unvanı yerini, ailenin yeni nesil temsilcilerini bir araya getiren Ümit Köksal ve Ünal Göksel Adi Komandit Şirketi’ne bırakır.
Bu dönemde Eminönü’ndeki meşhur Sabuncu Han 3 numara, artık artan talebi karşılayamaz hale gelmiş ve stratejik bir kararla depoya dönüştürülmüştür. Şirketin yeni kalbi ise Mercan’daki Havancı Han’dır. İşte bu genişleme süreci, piyasada “Ünsü Oyuncak” (Ünal ve Ümit isimlerinin birleşimiyle doğan güç) markasının doğuşuna zemin hazırlar.
Anne Melek Göksel’in bayrağı tamamen devrederek dinlenmeye çekildiği, Üner Göksel’in ise tecrübesiyle arka planda yol gösterdiği bu yeni dönemde Ünsü; sadece oyuncak satan değil, Türkiye’nin dört bir yanına plastik mutluluklar dağıtan dev bir organizasyona dönüşür. Ramiz Akyürekli’nin Caner Plastik ile yakaladığı sofistike başarıyı, Ünsü ailesi Mercan’daki bu yeni merkezlerinden yönettikleri devasa dağıtım ağı ve sanayi üretimiyle taçlandırmıştır.
Üner Göksel’in liderliğindeki bu dönüşüm sadece bir unvan değişikliği değildi. Mercan’daki yeni merkez, Tarı Plastik gibi dönemin plastik devleriyle aynı sokakları paylaşan, üretimin nabzının attığı bir bölgeydi. Sabuncu Han 3 numaradaki o eski dükkân artık bir ‘hafıza deposu’ olarak geride kalırken, Havancı Han’daki yeni ofis, Türkiye’nin dört bir yanına plastik kamyonlar ve bebekler gönderen modern bir lojistik üssüne dönüşmüştü. Belgelerdeki adreslerin izini sürdüğümüzde; İsmetiye Caddesi’nden Havancı Sokak’a uzanan bu dar koridorların, aslında Türk oyuncak sanayiinin ‘silikon vadisi’ olduğunu görüyoruz.
Böylece 1930’da İzmir’de samanlarla başlayan o mütevazı hikâye, 1978’de Türkiye’nin en modern oyuncak ticareti yapılarından birine evrilerek altın harflerle tarihe geçmiştir.
Ünsü’nün hikâyesi, 1978’deki o görkemli Mercan hamlesinden yaklaşık yirmi yıl sonra, 1990’ların ikinci yarısında resmi bir sessizliğe büründü. Sicil kayıtlarındaki ‘ticareti terk’ ve ‘tasfiye ibraları’, sadece bir firmanın kapanışını değil, Türkiye’deki yerli üretim oyuncakçılığının bir döneminin sona erişini temsil ediyordu. Aile, Musa Kâzım Bey’den kalan ticaret disipliniyle, hiçbir borç veya alacak bırakmadan, ‘aktif ve pasifi yoktur’ şerhiyle ticari defterlerini mühürledi. Bu, bir iflas değil; değişen dünya düzeninde onurlu bir geri çekilmeydi.
Gnümüze ulaşan ve koleksiyonlarda çok sayıda plastik Ünsü oyuncağı vardır. Ancak aşağıdaki gibi teneke oyuncak da yapmıştır.
ÇETİN ÖZBEY