RECEP ERSAN VE “İLKEL OYUNCAK”
Bir Tamirle Başlayan Yerli Oyuncak Destani
Türkiye’nin sanayileşme tarihinde, bazen en büyük girişimler küçük bir sevgi bağıyla filizlenir. Recep Ersan’ın hikayesi de tam olarak böyle başlar. Asıl mesleği müteahhitlik olan Ersan’ın hayatı, İkinci Dünya Savaşı’nın dünyayı kasıp kavurduğu 1940’lı yıllarda, kızının kırılan oyuncak bebeğini tamir etmeye karar vermesiyle değişir. O gün attığı o küçük düğüm, Türkiye’nin ilk ciddi oyuncak imalat girişimlerinden birinin temeli olur.
Ersan, eşi Halise Hanım ile birlikte kolları sıvar. O dönemin imkansızlıkları içinde, yüzleri sıkıştırılmış kartondan, içleri ise saman dolgulu el emeği bebekler üretmeye başlarlar. 1950 yılına kadar İzmir’de süren bu üretim yolculuğu, ardından İstanbul’un kalbi Aksaray’a taşınır.
Arşiv belgeleri, bu aile girişiminin nasıl kurumsallaştığını adım adım kanıtlamaktadır:
• 1957 – İlk Resmi Adım: İstanbul Aksaray, Genç Türk Caddesi’nde “İlkel Oyuncak Deposu” adıyla tescil edilen işletme, yerli oyuncağın piyasada yer edinme mücadelesinin ilk resmi mühürlerinden biridir.
• 1965 – Teknolojik Dönüşüm: Zamanla karton ve samandan vazgeçilerek porselen ve plastik kullanımına geçilir. 1965 tarihli ticaret sicil ilanı, işletmenin sadece “ticaret” değil, artık “bilumum her nevi oyuncak imali” (üretimi) yapacağını dünyaya ilan eder. Artık Recep Ersan, sadece bir satıcı değil, bir sanayicidir.
• 1974 – Temiz Bir Veda: 1974 yılına gelindiğinde, yaklaşık 35 yıllık (kayıt dışı süreç dahil) bu uzun maratonun sonuna gelinir. 1973 sonu itibarıyla hazırlanan mal beyannamesi, işletmenin borçsuz ve kârdayken, sektörde derin bir iz bırakarak ticari faaliyetini sonlandırdığını belgeler.
Farklı formlarda devam eden bu serüven, Türk çocuklarının hayallerini süsleyen “yerli bebeklerin” öncüsü olmuştur. Sadece bebek değil, çocukların eğitim sürecine ve zeka gelişimine destek veren ürünler de üretmiştir. Recep Ersan’ın hikayesi; bir babanın kızına olan sevgisinin, bir ulusun kendi oyuncağını üretme azmiyle birleştiği, samandan porselene uzanan bir başarı öyküsüdür. Bir röportajında 700 çeşit bebek ürettiğini beyan ediyor. Bugün bu sararmış tescil ilanları, sadece ticari birer kağıt değil; yerli oyuncak sanayimizin “ilk oyun arkadaşları”nın doğum sertifikalarıdır.
Ersan ailesinin yerli oyuncak mücadelesi, sadece bir babanın değil, bir ailenin topyekün seferberliğidir. Arşiv kayıtları, Halise Ersan’ın da 1964 yılı sonuna kadar kendi adına resmi bir ticari sicille bu üretim sürecinin merkezinde olduğunu göstermektedir. 1965 yılına girerken atılan stratejik bir adımla, Halise Hanım’ın işletmesi devredilerek tüm faaliyetler Recep Ersan çatısı altında birleştirilmiş ve işletme ‘imalathane’ kimliğiyle yeni bir döneme yelken açmıştır. Bu hamle, samandan porselene geçişin resmiyet kazandığı o büyük teknolojik dönüşümün de habercisidir.
ÇETİN ÖZBEY